Organik Bir Bozukluk ya da Hastalıkla Bağlantısı Bulunamayan Ağrılar

Temel sağlık hizmetlerinde organik bir bozukluk ya da hastalıkla bağlantısı olmayan ağrılar ile sıkça karşılaşılır. Hastaların yakınmaları vücudun farklı yerlerinin ya da büyük bir bölümünün ağrıması şeklinde olabilir. Ağrının organik sebepleri bulunamayan hastalar çeşitli tetkiklere ve tıbbi müdahalelere maruz kalırlar. Bu durum hem hastalar hem de sağlık sistemi ve sağlık çalışanları için oldukça yıpratıcıdır. Sonuçta birçok hasta "Senin sorunun psikolojik." cümlesi ile karşılaşır. Birçok kişi tarafından bu cümle doktorun hastaya inanmadığı ya da kendisiyle uğraşmaktan sıkıldığı şeklinde yorumlanır, doktor ve hasta arasındaki ilişki zarar görür. Birçok hasta sık sık doktor değiştirir ve çeşitli tedavi yöntemlerini dener.

Organik bir temel bulunamayan ağrılara sahip hastaların birçoğu fibromiyalji, migren, gerilim tipi baş ağrısı, huzursuz bağırsak sendromu, dismonore vb. tanılar alır. Doktorların tanı koyarken değerlendirebileceği en önemli belirti ağrıdır. Ancak ağrı, diğer bedensel belirtiler (ateş, tansiyon vb.) gibi aletlerle ölçümlenemez. Bu yüzden ağrıyı anlayabilmek için başvurulabilecek yegane kaynak ağrı yaşayan kişinin anlatımıdır. Ağrının objektif olarak ölçülememesi tanıyı zorlaştıran en önemli etkenlerden birisidir.  Yakınmalarından dolayı sıklıkla farklı tanılar alan hastaların sağlık sistemine güveni ve tedaviye yönelik umutları azalır.

Organik temeli bulunamayan bu tip yakınmalara birçok psikolojik bozukluk da eşlik edebilir. Depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu en çok görülen psikolojik bozukluklardandır. Bunların yanında hastaların evlilik yaşantıları, cinsel yaşamları, iş yaşantıları ve sosyal hayatlarında önemli sorunlar baş gösterir. Fibromiyalji tanısı alan kişilerin işsizlik oranlarının toplumun genelinden daha yüksek olduğu, evlilik uyumlarının azaldığı ve genel sağlık durumlarının bozulduğu bilinmektedir.

Aslında herhangi bir bedensel yakınma ya da hastalık çeşitli psikolojik sorunların oluşmasına, bu psikolojik sorunlar da tedavinin aksamasına ya da hastalığın veya yakınmanın şiddetlenmesine yol açmaktadır. Bu yüzden her bedensel yakınmanın kökeninde psikolojik faktörler rol oynamasa da her bedensel yakınmanın psikolojik bir bileşeni vardır. Bunun yanında somatizasyon bozukluğu ya da konversiyon bozukluğu gibi kökeninde tamamen psikolojik faktörlerin rol oynadığı ve bedensel yakınmalarla kendini gösteren bozukluklar da bulunmaktadır . Ayrıca bu tip ağrı sorunlarında sadece bireyi değerlendirip içinde yaşadığı toplumu görmezden gelmek birçok olası faktörü yok saymak anlamına gelecektir. Ekonomik faktörler, sosyal çevre, aile ortamı, iş ya da okul yaşantısı da dikkate alınmalıdır. Sonuçta tüm bu faktörler (organik, psikolojik, sosyal) birbirleri ile etkileşim halindedir.

Nedenlerle ve tıbbi olmayan birçok tedavi önerisi ile uğraşan hastalar giderek kronikleşmeye başlayan bu sorunlardan artık kurtulamayacaklarına inanmaya "Hiçbir tedavi bana iyi gelmeyecek" şeklinde düşünmeye ve giderek daha depresif bir duygudurumuna bürünmeye başlarlar. "Ağrım varken okuduğumu anlamam.", "Ağrım yüzünden çocuklarıma karşı çok öfkeli davranır oldum.", "Ağrı hayatımı cehenneme çevirdi." gibi düşünceler ağrı hastaları tarafından sıklıkla dile getirilebilir. Depresif duygudurum düzenli uygulanması gereken çeşitli tedavi tekniklerini (ilaç kullanımı, fizyoterapi egzersizleri vs.) aksatabilir. Depresif duygudurumu ve yaşadığı şiddetli ağrılardan dolayı çevresi tarafından ekstra ilgi gören kişilerin bu durumu pekişir ve hem ailenin hem de bireyin yaşam tarzı haline gelebilir.

Tüm bu karmaşanın arasında kronik ağrı yaşayan hastaların çeşitli tıbbi tedavilerden, fizyoterapiden ve psikoterapiden fayda sağladığı bilinmektedir.  Yapılan araştırmalar psikoterapinin yakınmaları ve sağlık hizmetlerine başvuruları giderebildiğini ya da azaltabildiğini, genel sağlık seviyesini artırdığını, eşlik eden psikolojik sorunları iyileştirebildiğini göstermektedir. Bedensel yakınmalara yönelik uygulanan psikoterapilerin kısa süreli olduğu söylenebilir. Genellikle 8 ila 20 seans arasında değişen uygulamalar vardır. Bu hastanın şikayetleri ve durumuna göre değişiklik gösterebilir. Bedensel yakınmaları olan hastalar ile yapılan psikoterapiler; gevşeme egzersizleri, düşüncelerin ve davranışların yeniden şekillendirilmesi, duygularla ilgili farkındalık kazanılması ve duyguların ifade edilebilmesi, kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar, travmatik yaşantılar üzerine odaklanır.

Kronik ağrı sendromu yaşayan kişilerin tıbbi tedavilerin yanı sıra psikoterapiye de başvurmaları önerilir. Mevcut sağlık sisteminin de kronik ağrı sendromlarını ele alırken multidisipliner bir anlayışı benimsemesi bu tip yakınmalar ile yapılan başvuruları azaltacak ve hastalara verilen hizmetin kalitesini artıracaktır.

E-BÜLTEN KAYIT

E-Bülten’ e kayıt olarak en yeni haberler, duyurular ve güncellemelerden ilk siz haberdar olabilirsiniz...

BİZİ FACEBOOK’TAN TAKİP EDİN!

İLETİŞİM BİLGİLERİ

  • Şemsettin Günaltay Cad. Çamlı Apt. No:101 K:1 D:3 Suadiye Kadıköy / İSTANBUL
  • 0(216) 385 73 18
  • 0(555) 897 99 36
  • bilgi@mentalpsikiyatri.com